12 Kasım 2010 Cuma

Inception


Biraz geçte olsa Inception'u izleyebildim. Film 2010 yapımı ve kısaca son 3-4 yıldır izlediğim en güzel filmlerden biri. Christopher Nolan'ın yönettiği filmde baş rolde Leonordo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt ve Ellen Page var. İki erkek oyuncuda sevdiğim oyuncular olunca izlemek kaçınılmaz oldu benim için. Filmin ismini Türkçe yazmıyorum çünkü Türkçe ismi tam olarak inception kelimesinin karşılığı değil:) Aslında yakın zamanda gösterime giren Leonardo DiCaprio'nun son filmi Zindan Adası gibi kahramanın rüyalarında geziyoruz. Bu benzerlik ve aynı oyuncu baş kahraman olunca benim aldığım zevk biraz azaldı açıkçası. Lakin kurgu gerçekten çok iyi yapılmış. Günümüzün görüntü ve efekt teknolojileri de başarılı olarak eklenince, ortaya benim için 10 üzerinden 8 değerinde bir film ortaya çıktı. Özellikle gerçekte 1 dakikadan az süren ama filmde dakikalarca süren bir andaki (Filmi izleyince anlayacaksınız nasıl olduğunu) çekimler ve dövüş sahnesi çok iyiydi. Tabi bir miktarda matrix vari felsefe de katmak filme tuz biber olmuş. Daha fazla filmi anlatmadan kısaca eğer film izlemekten hoşlanıyor ve az bir miktar zeki olduğunuzu düşünüyorsanız, bu filmi mutlaka izleyin. Bende yakın bir zamanda tekrar izleyeceğim:)

10 Kasım 2010 Çarşamba

Askeri Şube

Geçenlerde asker alma şubesine gittim. Yoklama için benden fotoğraf, diploma, nüfus cüzdanı, ve verem savaş raporu istediler. Tabi bunlar olağan olabilir. Olağan olmayan. 1 den 20 ye kadar olan gişelerin sabahtan akşama kadar 100 işlemi bile gerçekleştirememesi. Kendim görmesem bir sistemin bu kadar yavaş işlediğine inanamazdım. Ve yapılan işlem ise bu fotokopiler ile bir formun imzalandıktan sonra dosyanıza konma işlemi. 5 dakika sürecek bir iş kişi başına ortalama yarım saat sürüyor. İnanılmaz. Birde üstüne her işlemden sonra görevlilerin (Tabi ki çoğu bayan:)) yarım saatlik muhabbeti eklenince, o kadar kişi 100 işlem bile yapamıyor bütün gün. Devlet dairelerinde var olan sav saklık herkesin malumu tabi. Ama TSK gibi sistematik bir kurumun böyle düşük performanslı bir sisteme sahip olması gerçekten ilginç. Asker alma şubesine zaman-performans olarak 100 üzerinden 30 veriyorum. Oda okunmadan hemen atılan imzalar nedeni ile:). Birde o nokta var. Muayene olayı. Askeri bir hastaneye gidip 2 doktora imza attırmak. Doktorlar sorar bir sorun var mı? sen cevaplarsın hayır. Ve imza atılır askerliğe elverişlidir diye. Biri sağlıklı olduğunu şubede de söyler. Sırf işkence olsun diye, insanlar askeri hastaneye yollanmaz. Tabi bu konu daha çok konuşulabilir ama kesin olan şey: Gerçekten de TSK da problemler olduğu ve bunların TSK dışından birileri tarafından denetlenmesi gerektiği.

20 Ekim 2010 Çarşamba

Eskişehir

Yağmur suyunu yavaş yavaş ayak tabanım da hissediyorum. Evinde kaldığım arkadaşların penceresinden baktığımda yağmurun bu kadar etkili olacağını düşünmemiştim tabi. Ama klişeleştiği gibi akılsız başın derdini ayaklar çekiyor. Bu kısmı düşünmeyince gerçekten de Eskişehir'i yağmur yağarken daha çok seviyorum. Otobüs biletim cebimde ve birkaç saatim kaldı bu şehirde. Son altı yılımın geçtiği bu şehri bir daha görüp göremiyeceğim muamma. Yağmur ayaklarımı rahatsız etse de ellerim korkuluklarda porsuğu izliyorum. Son baharın rengini değiştirdiği, kırmızı ve sarının tonlarına sahip olan yapraklar yağmur damlaları ile porsuk yüzeyindeki uykularında titreşiyorlar. Tabi ki üstüne birde büyük şehirlerin yağmur kokusu eklenince durup izlemeden geçemedim. Ve kendi kendime düşündüm acaba yine yolum buralara düşer mi diye?

25 Şubat 2010 Perşembe

Tütün Temini


Bu günlerde pipo tütünü bulmak iyice zorlaşmaya başladı. Piyasada her yerde bulunabilen Captain Black marka tütünler bile artık bulunmuyor.  Tabiki borkum riff gibi daha guzel tutunler hiç bulunmuyor.
Tabi bu durum eskişehir için bu kadar kötü. lakin aldığım duyumlara göre İstanbul- Ankara gibi büyükşehirlerde de durumun benzer olduğu yönünde. Eskiden tenezzül etmediğim sahte tütünü bile arar olduk. Ne olacak halimiz zaman gösterecek.

27 Eylül 2008 Cumartesi

Go

Pearl Harbor Amerika için tarihi bir kayıp japon generaller içinse çok temel bir Go hamlesi "yalnız taşa saldır". Aslında Go dört bin yıllık tarihi ile bir çok noktada insan medeniyetine dokunuş yapıyor. Tıpkı medeniyetler gibi yıllandıkça güçlendi. İnsan ruhuna o kadar entegre oldu ki Go öğrenmek aslında kendini anlamak haline geldi.
Saniyede trilyonlarca işlem yapan bilgisayarlar bir tek hamleyi bile orta düzeyde bir go oyuncusundan daha iyi hesaplıyamıyorsa burda artık beynin değil ruhunda bu işe müdahele ettiğini anlıyacaksınız. Sonucunda bizlerde onun gibi doğuya aitiz, tabi hala bunu itiraf edebiliyorsanız.
Ülkemizde şu an hiç birşey planlı bir şekilde yürümüyor. Ne siyaset ne eğitim nede diğerleri herhangi bir tutarlı stratejiye sahip değil. İçinde bulunduğumuz küresel siyaset denkleminin diferansiyel ilişkiler yumağında strateji üretmek hiç kolay olmayacaktır. Olmuyorda belkide temel eğitimde artık insanlarımızın stratejik düşünme yeteneklerini arttırmalıyız.
Go işte bu noktada bizim ilacımız olacaktır.